izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2017 Pazar

ALAÇATI KAPARİ OTEL KEŞFİ


Merhaba,

Bu yaz sizler için blogda ikinci otel tavsiyem Alaçatı Kapari Otel olacak.

Son beş yıldır çok revaçta olan Alaçatı'da bir çok butik otel bulunuyor. Butik otellerin bir çoğu genelde merkezdeler. Oğlum Yiğit doğmadan önce merkezde bir otelde kalmıştık. Ama bu sefer çocuğumuz ve artık İstanbul'da çok yoğun çalışma hayatımız olduğu için ağaçlar içinde, havuzu olan ve aynı zamanda deniz manzarası olan yeşillikler içinde dinleneceğimiz bir otel aradık. Araştırmalarım sonucunda da bu isteklerimize cevap veren Alaçatı Kapari Otel ile karşılaştım.

Otele giriş yaptığımız anda mis bir esinti ve manzara ile karşılaştık ve adeta bir oh çektik. Odamızın penceresi terasa açılıyordu. Bu bizim için büyük avantajdı. Çünkü çocuğumuz biz odadayken terasa çıktı, arabaları ile oynadı ve biz de içerden rahatlıkla onu izleyebildik.


Gelelim en sevdiğim havuz kısmına. Yeşilliklerin içinde çok yüksek olmayan ve çocukların kademeli olarak inebileceği bir havuzdu. Yiğit yüzerken bizde konforlu şezlonglarda anne baba keyfi yaptık. Hatta bir ara oteldeki ''Küçük Oteller'' kitabını alıp bahçenin en köşede ki rahat güneşlenme koltuklarında buldum kendimi. Hem kahve yudumlayıp hem kitap okumakta ayrı bir keyifli.


Otelde kahvaltı ve beş çayı hizmeti var. Bunun dışında gün içinde kahve veya farklı bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Bunlar ayrıca ücretlendiriliyor. Kahvaltıya gelecek olursak tüm detaylar en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Örnek verecek olursak yeşil elmalı veya limonlu, yeşil otlardan hazırlanmış buz gibi su bile var. Kahvaltılıklar çok taze, Urla'dan geliyormuş ve hepsi organikmiş. Zaten yediğinizde her şeyin tadının lezzetinden organik olduğunu hemen anlıyorsunuz. Beş çayında ise görevli arkadaşlar bahçede yada havuzdaysanız yanınıza gelip çay ikram ediyorlar. Yanında da bir kaç adet kurabiye ikramlıkları var.


Otelin en büyük özelliği çocuk ve hayvan dostu olması. Etrafınızda sevimli köpekler, çimlerde oynayan çocuklar. Bizim için çok keyifliydi. Bazıları ama gürültülüdür o zaman diyebilir. Ama hiç öyle değildi. Çünkü artık çocuklar da, hayvanlar da o kadar eğitimli ki



Otel çalışanları çok özverili ve güler yüzlüler. Otel işletmecisi Hakan Bey o kadar ilgili ki akşam nerede yemek yiyeceğimize kadar hatta rezervasyonumuza kadar ilgilendi. 

Tekrardan Hakan Bey'e ve otel çalışanlarına bir kerede buradan teşekkür etmek istiyorum.

Umarım bu yaz Alaçatı' ya gidecek olanlar için güzel  bir tavsiye olacaktır. Birde instagram hesabımda Alaçatı Kapari Otel'in 1 dakikalık bir videosunu yayınlayacağım. O zaman neden bu kadar keyifle anlattığımı daha iyi anlayacaksınız.

Başka bir yazıda görüşmek üzere,

Yazımı okuduğunuz için teşekkürler,

Sevgiyle kalın...
Devamın Oku »

24 Mayıs 2017 Çarşamba

SIĞACIK KEŞFİ



Merhabalar,

Geçen Postta Sığacık'ta kaldığımız otelden bahsetmiştim. Bu postta da Sığacık'ta neler yapılır, nerede yemek yenir, nerede denize girilir gibi konulardan bahsedeceğim.

Denize girmek için Sığacık merkezden 1400 metre uzaklıkta Akkum plajı var. Burada belediyeye ait ücretsiz tahta mavi beyaz şezlongların olduğu bir plaj. Bir de özel mülke ait lüx plajlar var. Lüx plajların ücreti kişi başı 25 TL . İki saatten fazla kalmayı planlıyorsanız ücretli plajlar sizin için daha iyi olur. Acıkırsanız bir şeyler atıştırmak için. Birde diğer halk plajının dezavantajı, her kesimden insan olduğu için biraz rahatsız olabilirsiniz.

Akşam üstü denizden dönüp dinlendikten sonra Sığacık sokaklarını keşfe çıkabilirsiniz. Sığacık sokakları tam fotoğraf çekmelik diyebilirim. Evlerin yapısı itibariyle çok nostaljik. Bir çok evin önündeki renkli kapılarda, pencerelerde, çiçeklerle bezenmiş sokaklarda çok güzel fotoğraf çekebilir ve kendiniz poz verebilirsiniz.




Sokakları keşfettikten sonra sahile inip gün batımını izleyebilirsiniz. Çok sakin bir denize ve hafif esen rüzgara karşı gün batımı izlemek insana huzur veriyor. Tabi fotoğraf severler bu anı da kaçırmayın ve fotoğraflayın derim.


Akşam yemek yemek için herkesin tavsiye ettiği, yer bulmakta zorlandığımız Milos Balık var. Mekan tam bir salaş balıkçı havasında. Mavi beyaz masa sandalye dekorasyonuyla, bahçesindeki kocaman ağaçların altında bir balıkçı. Yediğimiz mezeler, balıklar ve içtiğimiz balık çorbası çok güzeldi. Ama dediğim gibi otel rezervasyonunuzu yaptırırken aynı zamanda da Milos Balığı arayıp tatile gitmeden yerinizi ayırtın. Yoksa yer bulmak mümkün değil.



Gelelim en sevdiğim bölüm olan Sığacık pazarına. Pazar günü sığacık sokaklarına ve kale içine pazar kuruluyor. Tüm köylü kadınlar evde yaptığı börekleri, baklavaları, binbir çeşit tatlıları, dolmaları ve bir çok yiyeceği bu pazarda satıyorlar. Ben hayatımda daha önce böyle bir pazar görmemiştim. İnsan hangisinden alıp, tadacağını şaşırıyor. Birde bunların haricinde köylü kadınlar el emeği yaptıkları dantel, örgü, takı işlerini de bu pazarda satıyorlar. Kale içinde satılan kurulan pazarda da yine köylülerin bahçelerinde yetiştirdiği taze sebze ve meyveler var. O gün evinize dönüyorsanız mutlaka alışveriş yapın derim.






Bir de unutmadan Nitelikli kahve adında kahveci dükkanı var. Bizim zamanımız olmadığından uğrayamadık. Güzel bir dükkana benziyordu. Kahve severlere de ufak bir bilgi olsun.

Yazımı okuduğunuz için Teşekkürler,
Başka bir postta görüşmek üzere,
Sevgiyle kalın...
Devamın Oku »

23 Mayıs 2017 Salı

İKİ EV SIĞACIK BUTİK OTEL KEŞFİ


Merhaba,

Hazır yaz kapıdayken, senelik izin ve hatta hafta sonu kısa tatilleri için art arda iki tatil yöresi yazısı paylaşacağım.

İlk olarak İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Sığacık köyü ile başlayalım.

Biz Sığacık'ta İki ev Sığacık otel'de kaldık. Bu otel iki evden oluşuyor. İki evin arasında da çiçeklerin içinde huzur veren bir bahçesi var. Otelin adı bu yüzden İki ev. Otel toplamda 5 odadan oluşuyor. Mavi rengin ve ahşabın ağırlıkta olduğu bir tasarımı var. Otelde ufak tasarım detaylarına hayran kalacağınızı belirtmeden de geçemeyeceğim.

Oteli uzun yıllar kurumsal hayatta çalışmış ve emekli olmuş evli çift işletiyor. İnsan bu otelde (evde de diyebiliriz) annesinin babasının evine gelmiş gibi hissediyor. Sahipleri çok güler yüzlü, konuşkan ve bilgili insanlar. Hatta otelin mimari yapısını ve tasarımını mimar olan çocukları yapmış. Yani tam bir aile oteli diyebiliriz.

Her butik otelde olduğu gibi bu otelde de sadece kahvaltı veriyorlar. Kahvaltıyı evin şirin bahçesinde keyifle yapıyorsunuz. Kahvaltılar organik ve lezzetli. Birde tam buğday unundan pişi yapıyorlar. Parmaklarınızı yeme garantisi veriyorum. Ayrıca otel sahiplerinin zeytin tarlaları var. Zeytin yağı üretimi yapıyorlar. Kahvaltıda ev yapımı ekmeğinizi batırıp yemeyi unutmayın derim.

Birde otelden ayrılırken arkamızdan su döktüler. Bir çok yer gezdim ama bu geleneği yerine getiren ilk otel olarak burayı gördüm. İnsanın çok hoşuna gidiyor. Bu tarz geleneklerimize sahip çıkan bir nesil var. Bu hareket bana bizimde bu geleneklere sahip çıkmamızı gerektirdiğini düşündürttü.

Biz otelden mutlu ve huzurlu ayrıldık. Umarım sizde giderseniz aynı duyguları yaşarsınız.





Devamın Oku »